|
|
|
Türkiye'yi 'girişim sermayesi' ile tanıştıran Turkven, ortak olduğu şirketlere dört yılda yaklaşık 800 milyon dolarlık kaynak sağladı. Türkiye'nin yoğun ilgi gördüğünü söyleyen Turkven Genel Müdür Tarı, 'Önümüzdeki iki senede bu miktarı ikiye katlarız' dedi 24/09/2006 YASEMİN KAPIYOLDAŞ (Arşivi) İSTANBUL
- Türkiye'de son yıllarda şirket birleşmeleri ve satın almaların yanı
sıra yabancı özel sermaye fonları da, değişik boyutlardaki Türk
şirketlerine ortak olmak için atağa kalktı. Milyonlarca doları yöneten
ve dünyanın her yerinde şirketlere ortak olan söz konusu bu fonlar,
özellikle büyüme potansiyeli olan, gelecek vaat eden şirketleri tercih
ediyor. YABANCI, PAZAR PAYI ARIYOR: Türkiye'nin gayri safi milli hasılası, yüzde 5 ile 10 arasında büyüyor. Bazı sektörler ise bu büyümenin de üzerinde. Mesela medya, reklam sektörü, ilaç, inşaat sanayi, servis şirketleri. Büyümenin doğru tarafındaysanız yüzde 30-40 büyüyorsunuz. Yabancılar, bunun için geliyor Türkiye'ye. Gelirken de pazar payı arıyor. Kimin pazar payı var, ona bakıyor. LİDER OLMAK MÜHİM: Sektöründe bir numara olmayan hiçbir şirkete ortak olmayız. Birinci veya bir numara olmaya aday olmalı. Ortak olduğumuz şirketlere bakarsanız, Pronet sektörünün lideri. Intercity de öyle. Diğer iki şirketimiz de bulundukları sektörlerin önemli şirketleri. ÜST LİGE TAŞIYORUZ: Orta boy bir şirketi KOBİ zihniyetinden çıkartıp bir üst lige taşıyoruz. Orta ölçekli bir şirket, büyük bir şirket gibi yönetilmeye başlıyor. Şirketin yönetiminde, iş yapış tarzında fark oluyor. Daha bilimsel bir yönetim anlayışı getiriyoruz, para getiriyoruz, kimlik getiriyoruz. Ortaklarımız arasında Dünya Bankası, Avrupa Yatırım Bankası, Hollanda Kalkınma Bankası var. Şahıs şirketi olmaktan çıkıp kurumsal ortaklı bir şirket haline geliyor. ÜÇ SENEDE ÜÇE KATLADI: Biz hep büyüyen büyüme potansiyeli olan şirketlere yatırım yapıyoruz. En az büyüyen şirketimiz yılda yüzde 30 büyüyor. Bu büyüme için şirketin arkasında mali olarak durmanız lazım. Yalnızca borçla büyürseniz Türk devletinin karşılaştığı sorunla karşılaşırsınız. O nedenle sermaye gerekiyorsa sermaye olarak şirketin arkasında duruyoruz. Biz ortak olduğumuz için o şirkete gelmeyi kabul eden profesyoneller var. Mesela Uno'yu aldık. Doğuş'un bir sürü işi arasında küçük bir şirketti; 15-16 milyon dolar ciro yapıyordu. Üç senenin sonunda bugün 50 milyon dolar ciro yapıyor. YENİ FON KURACAĞIZ: Bizim yönettiğimiz fon tutarı 44 milyon dolar. 2007'de 200 milyon dolar büyüklüğünde yeni bir fon kuracağız. Her sene ortalama üç yeni yatırım yapmak istiyoruz. Bugüne kadar sermaye ve uzun vadeli borç finansmanı olarak ortak olduğumuz şirketlere 500 milyon dolar kaynak sağladık. Yıl sonuna kadar tamamlanacak 300 milyonu da eklersek dört yılda 800 milyon dolar fon getirmiş olacağız. KAYITSIZ ÇALIŞANLA İŞ YAPMAYIZ: Yatırım yaptığımız şirketlerin ortak paydası, iyi yönetim, hızlı büyüme ve bulunduğu sektörün önünün açık olması. Açık hesapla çalışan bazı sektörler ve kayıtsız çalışan şirketlerle iş yapmayız. Çünkü ortaya koyduğumuz para kurumsal. Bizim olduğumuz şirkette açıktan maaş ödenmez, açıktan mal satılmaz. Dünya Bankası, 'sigortasız çalıştırıyor' dedirtmeyiz. YAZILI KÜLTÜR ŞART: İş değil ortak arıyoruz. Şirket, 5-10 milyon dolar cirosu olan ufak bir şirket olabilir. Ancak başındaki insana bakarız. 'Dürüst insan, gece rahat uyuruz' diyebiliyorsak o zaman 'arkasında duralım, iş yapalım' deriz. Bizim alaturka şirketlerle frekansımız uyuşmuyor. 'Sözüm senettir' yerine 'bir anlaşma yapalım, bu anlaşmaya da saygı duyalım' noktasında olmak lazım. Uno'dan ayrıldılar Altı şirkete ortak
oldu |